Çözülmemiş sorunları ele alırken, ilk yönerge, her soruna "zorluk" kelimesiyle başlamaktır. Örneğin, "Sabahları çöpü çıkarma zorluğu" gibi. Bu yaklaşım, çocuğun sergilediği davranışları değil, sorunun kendisini vurgular. "Zorluk" kelimesi, çocuğun tepkilerini kapsayarak daha nötr bir dil kullanır ve çocuğun savunmaya geçmesini engelleyerek problem çözme sürecine katılımını artırır.
İkinci yönerge, çözülmemiş sorunların yeterince spesifik olmasını ve "kümelenmiş" yerine "ayrılmış" olmasını sağlamaktır. Örneğin, "Ödev tamamlama zorluğu" gibi genel bir ifade yerine, "Dil bilgisi ödevindeki paragrafları yazma zorluğu" ve "Çift haneli bölme problemleriyle ilgili ödevi tamamlama zorluğu" gibi ayrı sorunlar olarak ele alınmalıdır. Bu, çocuğun her bir zorluğun nedenini daha net anlamasına yardımcı olur.