Thomas'ın dört yaşındaki kızı Katie, okula gitmekten keyif alıyordu ancak bir gün sınıfta hastalanıp babasının onu almasıyla birlikte ayrılık kaygısı yaşamaya başladı. Ertesi günden itibaren her sabah okula gitmek istemiyor, babası onu giydirse bile okula vardıklarında durumu daha da kötüleşiyordu.
Okulun otoparkına vardıklarında Katie iyice "çıldırıyor", babasının elini bırakmıyor ve sınıfa girerken adeta bir "güç gösterisi" yaparak babasının bacağına ağırlığını veriyordu. Babası onu nihayet kucaktan indirdiğinde ise Katie, diğer çocukların gürültüsünü bastırarak "Sen gidersen ölürüm!" diye bağırıyordu. Bu durum, çocuklarda görülen ayrılık kaygısının normal bir örneğidir.