Yirmi birinci yüzyılda ırkçılığın yeni genetikle yeniden canlanarak geri döndüğü belirtiliyor. İnsan genomu gibi karmaşık bir veri kümesiyle uğraşan genetik bilimi zorlu bir alan olup, ırk, sömürgecilik, imparatorluk, istila ve kölelik gibi konuların tarihsel kökenleri de karmaşıktır. İnsanların önyargılarla dolu olduğunu ve bu önyargıların bilimsel temeli olmayan görüşlere yol açabileceğini vurguluyor.
Kitabın amacının, DNA'mızın ırk kavramı hakkında bize ne söyleyip ne söyleyemeyeceğini incelemek olduğu ifade ediliyor. İnsan genetiğinin bireyler, hastalıklar, popülasyonlar ve tarihteki farklılıklarımızı ve benzerliklerimizi incelediği açıklanıyor. Günümüz genetikçilerinin çoğunun, geleneksel ırksal gruplar arasındaki genetik farklılıkların davranış açısından anlamlı olduğu fikrine katılmadığı belirtiliyor.