Biyolojik olarak DNA'mızın yarısının Hintlilere, diğer yarısının ise Avrupalılara daha yakın olduğu gerçeği, genetik ve evrimin bilimsel araştırmanın en ilgi çekici dalı olduğunu göstermektedir. Evrim ışığında biyolojinin anlam kazandığı düşüncesi, İnsan Genom Projesi'nin başladığı ve yazarın doktora tezini tamamladığı dönemde genetik alanındaki keşiflerin altın çağını yaşadığı bir zamana denk gelmiştir.
Yazar, gözlerimizi oluşturan ve görme yetimizi yöneten genleri araştırmak için DNA veritabanını kullanmıştır. Bu büyük bilimsel çaba ve ardından gelen teknoloji ile veriler, gelecekteki genetik ve tüm biyoloji alanlarının temelini oluşturmuştur. UCL gibi üniversitelerde, yirminci yüzyılın ilk yarısında genetik ve evrimin temelleri atılmış, Darwinci fikirler istatistik, deney ve matematik ile birleşerek modern biyolojinin yapısını şekillendirmiştir.